Arama

Select theme:

Yapay zeka medya manipülasyonunda dezenformasyonun rolü

Yapay zekanın, medya ve algı yönetimi üzerindeki dönüştürücü etkileri ve dezenformasyonla ilgili potansiyel rolü akademik bir çalışmaya konu oldu. "Algı Yönetimi ve Yapay Zeka: Medya Manipülasyonunda Yeni Döneme Dair Teorik Bir Analiz" başlıklı makalede, "yapay zekanın medya manipülasyonu için geniş olanaklar sunduğu" ve "algoritmalara dayalı dezenformasyon ve yankı odalarının, etik kaygıları artırdığı ve demokratik süreçleri tehdit ettiği" tespitlerine yer verildi. Yapay zeka tabanlı medya manipülasyonunun riskleri olarak; kişisel gizliliğin ihlali, veri manipülasyonu ve bilgi kirliliği öne çıkarıldı.

Sinop Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nuriye Çelik tarafından hazırlanan makale, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Ocak 2026 Sayısında yayımlandı. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanıldı, literatür tarandı ve yapay zekanın etkilerine dair somut örnekler verildi. Analizdeki temel sava göre: Yapay zeka algoritmaları medya içeriğini analiz edip özelleştirerek yanlış bilgi üretimine uygun bir ortam yaratabiliyor. Çalışmadaki bulgular şöyle:

-       Yapay zekanın medya alanında sunduğu fırsatların yanı sıra getirdiği riskler de detaylı bir şekilde incelendi. Bulgular, şeffaf ve hesap verebilir yapay zeka sistemlerinin gerekliliğini ortaya koydu ve yönetişim çerçeveleri ile kamu farkındalığının artırılmasına olan ihtiyacı gösterdi.

-       Yapay zekanın sunduğu fırsatlar, medya organizasyonları ve hükümetlerin, hedef kitlelere daha etkin bir şekilde ulaşmasını sağlıyor.

-       Algoritmik önyargılar, mahremiyetin ihlali ve bilgi kirliliği gibi sorunlar, yapay zekanın etik kullanımını tartışmaya açıyor.

-       Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri, yapay zeka uygulamalarının adil ve sorumlu bir şekilde kullanımı için hayati önem taşıyor.

-       Makale, etik ilkeler ışığında yapay zekanın potansiyel kötüye kullanımını önlemeyi ve demokratik değerleri korumayı hedefliyor.

Makalede günümüzde algı yönetiminin medyanın en güçlü araçlarından biri haline geldiğine dikkat çekilerek, şöyle denildi:

 

-       Yapay zeka, medya manipülasyonu ve algı yönetimi stratejilerinde yeni bir çağ açmıştır. Bu teknolojilerin etik ve toplumsal sonuçlarını anlamak ve yönetmek önemlidir. Gelecekte yapay zeka tabanlı algı yönetimi uygulamalarının daha fazla denetlenmesi ve şeffaflık sağlanması gerekebilir. Böylece demokratik değerler korunabilir ve toplumsal adalet sağlanabilir.

-       Yapay zekanın medya üzerindeki en önemli etkilerinden biri, içerik üretimini otomatikleştirme ve kolaylaştırma yeteneğidir. Artık algoritmalar, minimal insan müdahalesi ile haber makaleleri, başlıklar ve hatta tüm anlatıları üretebilmektedir; bu fenomen "otomatik gazetecilik" veya "robot gazetecilik" olarak bilinmektedir. Bu durum, haber raporlamada verimlilik ve hızın artmasına yol açmıştır, ancak aynı zamanda önyargılı, yanlış veya yanıltıcı bilgilerin daha hızlı yayılma potansiyeli konusunda endişeler yaratmaktadır.

-       Yapay zeka destekli araçlar, medya içeriğini daha ince ve yaygın yollarla manipüle etmek için kullanılabilir. Algoritmalar, haber ve sosyal medya akışlarını bireysel tercihlere göre özelleştirerek mevcut inançları ve önyargıları pekiştiren filtre balonları ve yankı odaları oluşturabilir. İçerik sunumundaki bu hedefli yaklaşım, kamuoyunu etkilemek veya yanlış bilgi yaymak isteyenler tarafından kullanılabilir ve insanların çeşitli perspektiflere erişimini giderek zorlaştırabilir.

Etik kaygılar bakımından; çalışma yapay zekanın medya manipülasyonundaki rolünü tartışırken özellikle algoritmik önyargı, kişisel verilerin ihlali ve deepfake teknolojileri aracılığıyla etik sorunların nasıl derinleştiğini ortaya koydu. Bulgular, şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliğinin kamu güvenini aşındırdığını ve etik ilkelerin ihmal edildiği ortamlarda manipülasyonun daha da güçlendiğini gösteriyor.

 

Politik işleyiş bakımından; çalışma yapay zeka destekli mikro-hedefleme, bot ağları ve sosyal medya algoritmaları yoluyla seçim süreçlerinde ve kamuoyunun yönlendirilmesinde ortaya çıkan yeni riskleri sistematik biçimde değerlendiriyor. İncelenen örnekler, bu teknolojilerin demokratik süreçleri zayıflattığını, kutuplaşmayı artırdığını ve siyasal iletişimde algısal üstünlük sağlamak için kullanıldığını gösterdi.

 

Bilgi düzensizlikleri bakımından; bulgular, yapay zekanın dezenformasyon, yanlış bilgi ve yankı odalarını besleyerek bilgi ekosisteminde epistemik kapanma yarattığını gösteriyor. Bu durum yalnızca bireylerin bilgiye erişimini sınırlamakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal kutuplaşmayı ve demokratik tartışmanın zayıflamasını hızlandırmaktadır. Makalede değinilen bazı hususlar şöyle:

 

-       Yapay zekanın insan/seçmen davranışlarına etkisi.

-       Sosyal medya platformlarının kişiselleştirilmiş içeriklerle algı yönetimine etkisi.

-       Yapay zeka tabanlı deepfake teknolojisinin dezenformasyon potansiyeli.

-       Yapay zekaya bağlı etik sorunlar ve etik sorumluluklar.

-       Yapay zeka risklerine karşı şeffaflık ve hesap verebilirlik.

-       Yapay zekanın gazetecilik etiğini etkilemesi ve kamu güvenini erozyona uğratması endişesi.

-       Medyaya duyulan güvensizliğin komplo teorilerine yönelimi arttırması.

-       Medyanın manipülatif olarak bilgiyi taraflı veya yanıltıcı biçimde sunması. (…)

Yapay zekanın hızla ilerlemesinin, medya ve algı yönetimine entegrasyonuyla insan yaşamının çeşitli yönlerini değiştirdiğine yer verilen makalenin sonuç kısmında ise şunlar belirtildi:

 

-       Yapay zeka teknolojileri giderek daha karmaşık hale geldikçe, kamuoyunu şekillendirme, karar almayı etkileme ve toplumsal anlatıları yönlendirme rolleri hem karmaşıklık hem de etki açısından artmıştır. Bu gelişmenin etkileri derindir ve yalnızca faydalarının değil, aynı zamanda sunduğu etik ve toplumsal zorlukların da kapsamlı bir şekilde incelenmesini gerektirir.

-       Yapay zekanın algı yönetimindeki gücü, özellikle şeffaflık, hesap verebilirlik ve manipülasyon potansiyeli bağlamında önemli etik endişeleri de gündeme getirir. Genellikle "kara kutu" sorunu olarak adlandırılan yapay zeka algoritmalarının opaklığı, yapay zeka tarafından yönlendirilen kararların adil ve doğru olmasını sağlamak için büyük bir zorluk teşkil eder. Bu algoritmaların nasıl çalıştığı ve karar aldığı konusunda net bir anlayış olmadan, kurumları ürettikleri sonuçlardan sorumlu tutmak zorlaşır. Bu şeffaflık eksikliği, yapay zeka algı yönetiminde yapay zeka ile ilişkili en acil etik sorunlardan biri önyargı ve ayrımcılık potansiyelidir.

-       Yapay zekayı kullanarak aşırı gerçekçi ancak sahte videolar ve ses kayıtları oluşturan deepfake teknolojisi, yapay zekanın halkı aldatmak için nasıl silahlandırılabileceğinin başlıca örneğidir. Bu deepfake'ler yanlış bilgi yaymak, sahte haberler oluşturmak veya kişileri taklit etmek için kullanılabilir ve bunların hepsi önemli zararlara yol açma potansiyeline sahiptir. Yapay zekanın ikna edici ancak sahte içerik üretme yeteneği, bilginin gerçekliğini doğrulamanın geleneksel yöntemlerine meydan okuyarak halkın gerçeği yalandan ayırt etmesini zorlaştırır. Bilgi kaynaklarına olan güvenin bu şekilde aşınması, bilgili karar vermeyi zayıflattığı ve kamu söyleminin temellerini zayıflattığı için demokrasi için ciddi sonuçlar doğurur.

Makalede yapay zekanın sorumlu kullanımı için insan hakları ve demokratik değerlere dayalı etik yönergeler geliştirmenin önemine ve yapay zekanın algı yönetimindeki rolü hakkında daha fazla kamu farkındalığına ve eğitime ihtiyaç olduğuna işaret edildi. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Asya’daki politika deneyimlerinin Türkiye'ye uyarlanabilir yönetişim modelleriyle analiz edilmesi yer aldı.

Benzer Makaleler: