Türkiye`de sürekli olarak Azerbaycan hakkında önyargılı, olumsuz görüşler dile getiren ve saldırgan bir tavır sergileyenlerden biri de gazeteci olarak tanıtılan Levent Gültekin'dir.
Faktyoxla bu kişinin kimliğini araştırdı.
Anlaşılan o ki, daha önce kendisini "İslamcı" olarak tanıtan Levent Gültekin hakkında Türk medyasında sadece olumsuz görüşler hakim. Örneğin, bir zamanlar kendisine çok yakın olan "İslamcı" gazeteci Hakan Albayrak bile onun hakkında şu düşüncelerini dile getirmişti: "Bugün Levent Gültekin ve ben farklı dünyalardan gelen insanlar gibiyiz." Hasan Karakaya ise ona şu soruyu soruyor: "Neden çalıştığın her yerden seni kovdular Levent Gültekin?!". Öte yandan Dr. Çağlar Ezikoğlu onu "hayatında İslamcılıktan sağcı liberalizme ve hatta FETÖ destekçiliğine kadar çeşitli yollardan geçmiş biri" olarak tanımlıyor.

Bu nedenle öncelikle Levent Gültekin’in soy ağacını araştırmamız gerekiyor.
"Facebook" platformunda Levent Gültekin'in paylaşımlarını beğenen kişilerin yazdığı durumları ve "Ardahan", "Göle" ve "Gültekin" kelimelerini ‘’google’’ üzerinden arattğımızda, Ardahan'ın Göle ilçesinden Gültekin soyadına sahip kişilerin şu anda Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde yogunlukta yaşadığını ve Göle'nin Kuzupınarı köyünden olduklarını tespit ettik. Hatta "Ankara Göleliler Derneği" başkanı Ensar Gültekin'in Levent Gültekin'in yakın bir akrabası olduğunu da belirledik.

Araştırmamız sırasında, tarihi kaynaklarda Kuzupınarı köyünün adının Ermenice'de "manastır" anlamına gelen "Konk" olduğu da ortaya çıktı. Çarlık Rusyası'nın 1886 nüfus sayımı belgelerinde köyün adı "Varginis" olarak kaydedilmiş.
Görünüşe göre bu köy bir Ermeni köyüydü ve çoğu Ermeni bu köye yerleşmişti.
Belki de bu yüzden Levent Gültekin, Azerbaycan ile ilgili bir konu olduğunda hemen kendini ortaya atıyor, olaya hemen mudahele ederek Azerbaycan hakkında olumsuz görüşler dile getiriyor. Örneğin, 44 Günlük Vatanseverlik Savaşı sırasında, bu "gazeteci" "Halk TV" "Youtube" kanalındaki bir programda şu düşünceleri dile getirdi: "Kendimize bir soru soralım: Azerbaycan bir devlet midir?! Cevap kesinlikle 'hayır' olacaktır. Hayır, devlet değil, bir kabile. Bu tür devletlerin kalıcı dostları olmaz, sadece kalıcı çıkarları olur."
Bu fikir o dönemde medyada ciddi yankı uyandırdı ve Ermeni telegram kanalları bu konuşmayı özel bir hassasiyetle paylaştı.
Ayrıca, L. Gültekin, Türkiye'nin ve Türk halkının Azerbaycan'a olan sonsuz desteğini "ateşle oynamak" olarak nitelendirdi: "Azerbaycan'ın neden bizim kardeşimiz olduğunu hiç kendinize sordunuz mu?! Muhtemelen 'Onlar da Türk’ diyeceksiniz... Ama bu Türk ne demek?!"

Bu sözleri de sosyal medyada ciddi eleştirilere neden oldu.
Gözlemlerimiz, Levent Gültekin'in sadece Azerbaycan'a karşı önyargılı olmadığını, Türk dünyasına karşı bir kampanya yürütüldüğü sırada her yerde bu kişinin adının mutlaka geçtiğini gösteriyor. Örneğin, "Halk TV"de yayınlanan bir programda Levent Gültekin, Murat Sabunçu ile birlikte eski ABD Başkanı Joe Biden'ın "Türkler soykırım yaptı" demesini alkışladı. Levent Gültekin o programda konuyla ilgili şaşırtıcı cümleler kullandı: "Rusya bu soykırımı tanıdı, Almanya tanıdı, İsviçre tanıdı, yani 31 ülke tanıdı ve eğer ABD yarın tanırsa 32 ülke tanımış olacak. Biz de gerektiğinde özür dilemeli ve gerektiğinde geri adım atabilmeliyiz. Güçlünün zayıftan özür dilemesi yüceliktir."
Türklere yönelik her saldırıda ortaya çıkan, bazen HDP'nin eski lideri Selahattin Demirtaş'ı destekleyen, bazen MHP'nin kurucu lideri olarak kabul edilen Alparslan Türkeş'i küçümseyen, bazen de "Kızıl Soros" lakaplı Açık Toplum Vakfı’nın Türkiye temsilcisi Osman Kavala'nın haklarını savunan bu kişiyi görmek artık sıradanlaştı. "Soros"tan bahsetmişken, bu kişinin sık sık konuk olarak yer aldığı "Medyascope" adlı "YouTube" kanalının, Batı'daki Türk karşıtı fonlardan en çok hibe alan medya kuruluşu olduğu da herkesçe bilinen bir gerçek. Levent Gültekin'in de sık sık konuk olduğu "Medyascope" adlı "YouTube" kanalı, bu fonlardan toplam 476.720 ABD doları hibe aldı.

Şimdi de bu kişinin profesyonel olmayan "gazetecilik faaliyetlerine" dikkat edelim...
Levent Gültekin bir süre İstanbul Çengelköy'deki kıraathanelerde garsonluk yaptıktan sonra, İslamcı-muhafazakâr bir grup tarafından kurulan "Yeni Şafak" gazetesinde ansızın kendine yer buluyor. Gazetecilik veya genel okuryazarlık konusunda hiçbir yüksek öğrenimi olmayan birinin böylesine prestijli bir gazetede beklenmedik bir şekilde iş bulması, bu ilerlemenin ardında şüpheli durumlar olduğunu gösteriyor. Onu tanıyanlar, Levent Gültekin'in iyi iletişim becerilerine sahip olduğunu söylüyor. Ancak, bu medya kuruluşundaki hızlı "yükselişini" iletişim becerilerine bağlamak çok safça olurdu.

Bu arada, Levent Gültekin, dil öğrenme bahanesiyle iki senelik diploma almak için İngiltere'ye gidiyor. Dönüşünden sonra her yerde kendini "İzmirliyim" diye tanıtması, hakkında yeni senaryoların yazıldığının bir işaretidir. Başka bir deyişle, Levent Gültekin artık İngilizce konuşan, Avrupa'da yaşamış ve yeni bir zihniyete sahip bir ‘’İslamcıdır.’’

Dikkat edelim: "gzt.com"da yayınlanan " Otuz yıl emek mi yoksa ekmek mi yedi, Levent Gültekin’in hikâyesi" başlıklı makale, "tüccar" ve "dolandırıcı" olarak adlandırılan bu kişinin, İngiltere'den döndükten sonra "İslamcı yazar" unvanıyla programlara davet edilmesine değiniyor. Böylece, önce "İslamcı yazar" unvanıyla televizyon programlarına davet edilen Levent Gültekin, daha sonra "devlet medyasında çalışmış ama pişman olmuş bir gazeteci" olarak tanıtılmaya başlandı.

Bir süre “Cenk Açık” müstear ismiyle yazan bu kişi, kısa sürede bir inşaat devi haline geldi ve bu isim altında şantaj dolu makaleleriyle binalar inşa etmeye başladı.
Bu gerçekler 2016 yılında uluslararası medyada ortaya çıktı. 2016 yılında “Wikileaks”, eski Enerji Bakanı Berat Albayrak'a ait e-postaları yayınladı. Yüzlerce e-posta arasında Levent Gültekin'in e-postası da yer alıyordu. Gültekin, 2010 yılında Serhat Albayrak'a gönderdiği e-postada, Türkiye Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa çıkarılan “Cine 5” kanalını satın almaları gerektiğini ve “eğer satın almazlarsa, ‘bizden biri’ diye adlandırdıkları birinin satın alacağını” söyleyerek şantajda bulundu. İşadamı Erol Aksoy'a ait olan “Cine 5” kanalının Türkiye Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulduğu ve Levent Gültekin'in bu kanalın başına getirildiği ortaya çıktı.
Gültekin, 2010 yılında Cine 5'in finansal analizini yaparken izleyici reytinglerini, reklam gelirlerini ve yayın haklarını listeledi. Gültekin'in tekrar tekrar vurguladığı nokta "Cine 5'in uzaktan kumandalardaki yeri" idi. O dönemde bir haber kanalı kurmayı planlayan Serhat Albayrak'ı "Cine 5" ihalesi hakkında bilgilendiren Gültekin, alıcı olmaları durumunda dönemin Türkiye Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Şakir Ercan Gül ile görüşebileceğini ve yeni bir ihale şartnamesi hazırlanabileceğini söyledi.
Önemli olan nokta, Levent Gültekin'in Osman Kavala ve "Gezi olayları" hakkındaki görüşünün açık ve net olmasıdır: Çünkü kendisi "Gezi olaylarına" katıldığını ve bununla gurur duyduğunu sıkça belirtiyor.

2019 yılında da ABD'nin California eyaletinde "Türkiye-Amerika Gezi Platformu" tarafından düzenlenen bir etkinliğe katıldı.

Görüldüğü üzere,
- Levent Gültekin önyargılı, objektif olmayan, entrikacı bir karaktere sahiptir; bu durum çevresindekiler tarafından da fark edilmiştir;
- Azerbaycan'a karşı önyargısı, etnik kimliğiyle doğrudan bağlantılı olarak, yazılarında hemen hissedilmektedir. 1959 öncesi kaynaklarda doğduğu köyün adı "Konk" olarak geçmektedir ki ,bu da Ermenice'de "manastır" anlamına gelmektedir;
- Levent Gültekin bugüne kadar çeşitli güçlerin elinde bir piyon olmuştur ve aynı süreç bugün de devam etmektedir.