Yapay zeka araçlarının gündelik hayata girmesiyle birlikte bu teknolojilere en hızlı adapte olan gruplardan biri de çocuklar oldu. Peki çocuklar üretken yapay zekayı (GenAI) gerçekte ne için kullanıyor, bu araçlara ne kadar güveniyor ve karşılaştıkları risklerin farkında mı? EU Kids Online ağının 20 Avrupa ülkesinden topladığı verilere dayanan 2026 raporu, 9-16 yaş grubunun yapay zeka deneyimini ilk kez bu ölçekte haritalandırıyor. Ortaya çıkan tablo, çocukların teknolojiyi keşfetme hızının, eğitim sistemlerinin bu dönüşüme yanıt verme kapasitesini aştığını gösteriyor.
Yani çocuklar, onlara verilen yapay zeka okuryazarlığı desteğinden çok daha hızlı gidiyor.
Araştırma neyi ölçüyor?
EU Kids Online (EUKO), 2006'dan bu yana çocukların dijital deneyimlerini inceleyen çok uluslu bir araştırma ağı. Rapor, 2025 yılında 17 ülkede 25 bin 592 çocukla yapılan anket verileri ve 15 ülkede 244 çocukla gerçekleştirilen derinlemesine nitel görüşmelere dayanıyor.

Güvenli İnternet Günü 2026 temasıyla bağlantılı olarak yayınlanan araştırma, Avusturya'dan Sırbistan'a, Finlandiya'dan Portekiz'e uzanan geniş bir coğrafyayı kapsıyor.
Çocukların yüzde 72'si üretken yapay zeka kullanıyor
Çocuklara anket öncesinde üretken yapay zekanın ne olduğu kısaca açıklanmış; ardından son bir ay içinde üretken yapay zekayı hangi amaçlarla kullandıkları, kullanma veya kullanmama gerekçeleri ve geleceğe dair beklentileri sorulmuş.
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, ankete katılan çocukların ortalama yüzde 72'sinin son bir ay içinde en az bir kez üretken yapay zeka kullanmış olması. Bu oran ülkeden ülkeye büyük farklılıklar gösteriyor: Çekya'da yüzde 100'e yaklaşırken, Avusturya'da yüzde 94, İtalya ve Belçika'da yüzde 89 düzeyinde seyrediyor. Öte yandan İrlanda'da yüzde 40, İspanya'da yüzde 47, İsviçre'de yüzde 53 gibi belirgin biçimde düşük oranlar da mevcut.
Bu farklılıkların ardında eğitim sistemleri, kamu politikaları, ailelerin dijital aracılık pratikleri ve yapay zekaya dair kamusal söylem gibi yapısal, kültürel ve kurumsal etkenler yatıyor.
Yaş belirleyici, cinsiyet değil
Çocukların GenAI kullanımını şekillendiren en güçlü değişken yaş. 9-10 yaş grubunda kullanım oranı yüzde 45 iken, bu oran 15-16 yaş grubunda yüzde 86'ya yükseliyor. Yaşla birlikte artan dijital özerklik, kişisel cihaz sahipliği ve özellikle okul ödevlerinin yoğunlaşması bu eğilimi açıklıyor.
Cinsiyet farklılıkları ise küçük: kızlar yüzde 74, erkekler yüzde 70 oranında üretken yapay zeka kullanıyor. Sosyoekonomik düzey açısından bakıldığında, yüksek gelir grubundaki çocukların yapay zekaya erişme ve onu kullanma olasılığının daha yüksek olduğu görülüyor.
Bu durum, dijital becerilerdeki mevcut eşitsizliklerin yapay zeka okuryazarlığı alanında da yeniden ortaya çıkma riski anlamına geliyor.
Ne için kullanıyorlar?
Çocukların üretken yapay zekayı en yaygın biçimde kullandığı alan eğitim. Ankete katılanların yüzde 35'i bir metni özetlemek ya da açıklamak, yüzde 33'ü ise okul ödevi için yapay zekadan yararlandığını belirtiyor. Nitel görüşmelerde çocuklar, ChatGPT gibi araçları bir tür "kişisel öğretmen" olarak tanımlıyor: öğretmenin müsait olmadığı anlarda karmaşık konuları basitleştirmek, ödev için bilgi toplamak veya sunum hazırlamak gibi işlevler ön plana çıkıyor.
Eğitimin ardından günlük yaşam önerileri (ne izlemeli, ne dinlemeli, ne almalı) yüzde 25 ile ikinci sırada yer alıyor. Yaratıcı kullanım (görsel veya video üretme) yüzde 16 düzeyinde kalırken deepfake üretimi tüm ülkelerde yüzde 4 gibi düşük bir oranla oldukça sınırlı.
Bu son bulgu, çocukların yapay zekayı yaygın biçimde kötüye kullandığına dair bazı kamusal kaygıların abartılı olabileceğini düşündürüyor.
Güven meselesi: Yapay zekaya ne kadar güveniyorlar?
Raporun en düşündürücü bulgularından biri güvenle ilgili. Bazı çocuklar yapay zekanın çıktılarını, birden fazla kişinin katkısıyla oluşturulan Vikipedi gibi kaynaklardan daha güvenilir buluyor. Hızlı, kişiselleştirilmiş ve doğrudan yanıt veren bir sistemin ikna edici gücü, özellikle küçük yaş gruplarında ve dijital becerileri düşük çocuklarda daha belirgin biçimde hissediliyor.
Öte yandan dijital becerileri daha gelişkin çocuklar, yapay zeka çıktılarını diğer kaynaklarla çapraz kontrol ettiklerini ve yapay zekanın sınırlarının farkında olduklarını ifade ediyor. Bu durum, eleştirel değerlendirme kapasitesinin güven düzeyini doğrudan şekillendirdiğini gösteriyor. İngilizce bilmeyenler dezavantajlı
Raporun Türkiye bağlamı açısından da önemli bir bulgusu dil meselesi. Çocukların bir bölümü yapay zeka araçlarının kendi dillerinde yeterince gelişmediğini belirtiyor. Estonca, Çekçe, Letonca, hatta Almanca ve Portekizce gibi yaygın dillerde bile yapay zekanın hata üretme oranının yüksek olduğu ifade ediliyor. Bu durum çocukları İngilizce kullanmaya yöneltiyor ve İngilizce bilmeyen ya da yeterince pratik yapmamış çocukları yapay zekanın sunduğu olanaklardan daha az yararlanır hale getiriyor.
Bask dilinin yapay zeka araçlarında neredeyse hiç desteklenmediğini söyleyen bir İspanyol çocuğun ifadesi, bu yapısal eşitsizliğin boyutlarını somutlaştırıyor.
Dil, yapay zeka çağında yeni bir dijital uçurum ekseni haline gelebilir.

Ebeveynler ne kadar farkında?
Raporun ebeveyn aracılığına dair bulguları, pek çok ailenin çocuklarının yapay zeka kullanımından yeterince haberdar olmadığını ortaya koyuyor. Nitel görüşmelerde çocuklar, yapay zeka konusunda ebeveynlerinden daha bilgili olduklarını sıklıkla ifade ediyor. Keşfetme sürecinde akranlar ve kardeşler en etkili kaynak olarak öne çıkıyor.Öğretmenlerin tutumu ise ülkeden ülkeye ve hatta öğretmenden öğretmene büyük farklılıklar gösteriyor. Bazıları üretken yapay zeka kullanımını aktif olarak teşvik edip rehberlik ederken, diğerleri bu konuda çok az bilgi sahibi.
Güçlendirme mi, beceri kaybı mı?
Rapor, yapay zekanın çocukların gelişimindeki rolünün iki yönlü olduğunu vurguluyor. Bir yanda öğrenmeyi destekleyen, karmaşık kavramları basitleştiren, yaratıcılığa ilham veren bir araç; öte yanda bağımsız düşünmeyi zayıflatan, eleştirel beceri kaybına yol açabilen bir bağımlılık riski. Nitel görüşmelerde aynı çocukların yapay zekayı hem bir fırsat hem de bir tehdit olarak çerçevelemesi, bu gerilimin çocuklar tarafından da hissedildiğini gösteriyor.
Peki ne yapılmalı?
Rapor, birkaç kritik öneride bulunuyor. İlk olarak, çocukların GenAI'ı büyük ölçüde kendi başlarına ve plansız biçimde benimsediği göz önüne alındığında, ulusal eğitim sistemlerinin hem öğrencilere hem de öğretmenlere yönelik sistematik yapay zeka eğitimi geliştirmesi gerekiyor. Bu eğitim yalnızca araçların nasıl kullanılacağını değil, yapay zekanın halüsinasyon, önyargı, gizlilik ihlali, çevresel etki gibi yapısal sorunlarını da kapsamalı.
İkinci olarak, sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerden gelen çocukların yapay zeka olanaklarından eşit biçimde yararlanabilmesi için okullar arası tutarlılık sağlanması önem taşıyor. Üçüncü olarak, ebeveynlere yönelik dijital okuryazarlık desteğinin genişletilmesi, çocukların çevrimiçi deneyimlerinin daha iyi anlaşılması ve yönlendirilmesi açısından elzem.