Yurt dışında Azerbaycan'a karşı faaliyet gösteren medya kuruluşlarından biri de “Medyascope tv” isimli medya kuruluşudur. Batı`dan fonlanan (bir dönem USAID de dahil olmak üzere), onların mali desteğiyle faaliyet gösteren ve bağımsız yayın politikası izlediğini iddia eden bu haber sitesi, faaliyete başladığı günden bu yana sadece Türkiye'ye değil, Azerbaycan'a karşı da taraflı makaleler, raporlar ve materyaller yayınlayarak dikkatleri üzerine çekti.
Faktyoxla ekibi tarafından yapılan detaylı bir araştırma, ‘’Medyascope tv’’'nin ülkemizin ulusal çıkarlarına aykırı çevrelerle yakın işbirliği içinde olduğunu, bölgede yıkıcı bir tutum sergileyen marjinal konulara geniş platformlar sağladığını ve yabancı emirler temelinde oluşturulan karalama kampanyalarının bir aygıtı haline geldiğini açıkça göstermektedir.
‘‘Medyascope tv’’, 20 Ağustos 2015'te Rüşen Çakır tarafından kurulan ve YouTube ve podcast kanalları aracılığıyla siyasi yayınlar yapan bir medya platformudur. Platform, uluslararası kurum ve kuruluşların desteğiyle, uluslararası fonlardan, Patreon gibi para kazanma platformlarından ve YouTube gelirlerinden elde edilen fonlarla Türkiye'de bağımsız bir yayın ağı olduğunu iddia etmektedir. Haber sitesinin yaklaşık 40 çalışanı bulunmaktadır.
Yayın yönetmeni Ruşen Çakır, genel müdür Ufuk Kaya, haber koordinatörü ve sorumlu müdür Kaya Heyse, haber müdürü Göksel Göksu,editörler Gamze Elvan (şef), Senem Görür, Ekin Karaca, Duygu Köseoğlu (Youtube), Cenk Narin ile birlikte, bu medya kuruluşu başlangıçta bir internet sitesi olarak kurulmuş, daha sonra podcast ve talk show'lar da üretmeye başlamıştır.

Ruşen Çakır, 25 Ocak 1962'de Hopa'da doğmuş olup aslen Lazdır. Şubat 1981 ile Ağustos 1982 arasında Hasdal ve Metris askeri hapishanelerinde tutukluluk hayatı yaşadı. Gazetecilik kariyerine 1985 yılında Nokta dergisinde başladı. Sırasıyla Tempo, Cumhuriyet, Milliyet, CNN Türk, NTV, Vatan ve Habertürk gibi medya kuruluşlarında çalıştı. George Soros'un Açık Toplum Vakfı Danışma Kurulu'nda görev yapan Çakır aynı zamanda Vakfa yakınlığıyla bilinen TESEV'de (Türk Ekonomik ve Sosyal Araştırma Vakfı) "Demokrasi, Sivil Toplum ve İslam Dünyası Programı"nın başkanlığını da yürüttü. (bbc.com)
Yazılı ve geleneksel medyada Ruşen Çakır hakkında çıkan haberlerden, onun sürekli olarak Batı fonlarıyla desteklendiğini anlıyoruz.
2020 yılında, ünlü ABD düşünce kuruluşlarından biri olan Center for American Progress (Amerikan Gelişim Merkezi) "Türkiye'nin Değişen Medya Ortamı" başlıklı bir rapor yayınladı. Analistler Andrew O’Donohue, Max Hoffman ve Alan Makovsky tarafından hazırlanan ortak raporda, Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarını desteklemenin çok önemli olduğu belirtildi. Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) ve diğer kuruluşlar tarafından desteklenen medya kuruluşları arasında, Ruşen Çakır'ın kurduğu "Medyascope TV" haber sitesi de şüphesiz yer almaktaydı. (aydinlik)
Bu raporun yayınlanmasının ardından, haber Türk kamuoyunda ciddi yankı uyandırdı. Olaydan yaklaşık bir yıl sonra, Norveç Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye'deki çeşitli sivil toplum kuruluşlarına ve medya örgütlerine sağlanan yardımlarla ilgili yayınladığı raporda "Medyascope" ekibinin de adı geçmekteydi. Bu raporda, "Medyascope"un Amerika Birleşik Devletleri ve Norveç'ten 100 bin dolar mali yardım aldığı belirlendi. (ahaber)

Elbette, Ruşen Çakır'ın faaliyetleri ödüllerle de dikkat çekiyordu. Şöyle ki, "Medyascope", 2016 yılında Uluslararası Medya Enstitüsü tarafından verilen "Özgür Medya Öncüsü" ödülüne ve 2017 yılında "Sınır Tanımayan Gazeteciler" ve Fransa'nın "TV5Monde"si tarafından verilen "Medya Özgürlüğü" ödülüne layık görüldü.
Bu medya kuruluşunun bazı faaliyetleri, zaman zaman Türk kamuoyunda haklı olarak hoşnutsuzluğa ve öfkeye neden oldu. Örneğin, Türk aile değerlerini hiçe sayan medya kuruluşu “2024 Kurban Bayramı tatilinde izlemeniz gereken altı "LGBT film ve dizisi” başlıklı kışkırtıcı bir video paylaştı. Bu paylaşımın ardından Türkiye Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin ve tanınmış gazeteci Zafer Şahin hemen tepki gösterdi.
Aynı yıl, “Medyascope TV”nin kurucusu Ruşen Çakır, Selahattin Demirtaş'ın hapisten kurtarmak adına bir video yayınladı. “Türkiye'nin Selahattin Demirtaş'a ihtiyacı var” başlıklı videoda Ruşen Çakır, DEM Partisi'nin yeni bir parti olmasına rağmen köklü bir geleneğe sahip olduğunu iddia ediyor ve bu geleneğin adını “PKK terör örgütü” olarak anıyordu. İlginç bir şekilde, bu videoda Ruşen Çakır, “çözüm sürecini” yakından takip ettiğini, PKK kamplarına gittiğini, Murad Karayilan ile canlı yayın hazırladığını ve Duran Kalkan ile Cemil Bayık ile röportaj yaptığını itiraf ediyordu. Bu video ile ilgili medyada yayınlanan haberlerin sonunda, Medyascope'un bugüne kadar aldığı hibelerden de bahsedilmekteydi.

Şöyle ki, "Medyascope'un Aldığı Hibeler" bölümünde, bu medya kuruluşunun 2016 ile 2020 yılları arasında ABD merkezli Chrest vakfından 476.720 dolar hibe aldığı belirtildi. Haberde ayrıca, sonraki yıllarda ABD, Almanya, İsviçre ve Belçika vakıflarından bu medya kuruluşuna fon akışının olduğu vurgulandı. 2023 yılından haberin yayınlandığı tarihe kadar R. Çakır ve ekibi, Alman "Henrich Beöll" Vakfı’ndan 1 milyon 200 bin TL, İsviçre merkezli "Vatandaş Hakları Savunucuları" (CRD) örgütünden 3 milyon 390 bin TL, Belçika merkezli Avrupa Demokrasi Vakfı'ndan (EED) 7 milyon 40 bin TL, ABD Ulusal Demokrasi Vakfı'ndan (NED) 5 milyon 376 bin TL, Uluslararası Gazeteciler Enstitüsü'nden 150 bin TL ve ‘’İnterview Network’’ isimli kuruluştansa 570 bin TL hibe aldı.

Bu örgütü araştırırken ilginç bir gerçek ortaya çıktı. 2020 yılında “Perspektif Online” internet sitesine verdiği bir röportajda Rüşen Çakır, medya örgütünün izlediği yolu incelerken başlangıçta iki kişiyle görüştüğünü belirtti. Bu kişilerden biri CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, diğeri ise Azerbaycan'dan nefret eden ve 44 Günlük Vatan Savaşı sırasında ülkemizi “kabile devleti” olarak nitelendiren Levent Gültekin'di. (faktyoxla)
Yayın kuruluşunun Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerine ve genel olarak Ermeni meselesine bakış açısını incelediğimizde, yine Batı fonlarıyla desteklenen Bianet örgütünden gazeteci Tuğçe Yılmaz'ın sözde “Ermeni soykırımı”nın “anma gününde” Ermeni gençlerle yaptığı röportajın ardından açılan ceza davasına en büyük desteği “Medyascope” ve Ruşen Çakır'ın şahsen verdiğini görüyoruz.

Eylül 2024'te "Medyascope", uzun yıllar "Agos" gazetesinde editör olarak çalışan Pakrat Estukyan'ı ağırlamıştı. Bu noktaya özellikle dikkat çekmek gerekir: Röportaj sırasında Ruşen Çakır, "Medyascope"un ortaklarından birinin Ermeni fotoğrafçı Manuel Çıtak olduğunu itiraf etmişti. Medyascope’de Çitak’ın ölümüyle ilgili yayınlanan haberden de, sitenin ilk günlerinde kullandığı ofisin de Manuel Çıtak'ın stüdyosu olduğu ortaya çıkıyor.

Ruşen Çakır, röportajı "X" hesabında "Türkiye'de Ermeni Olmak... Pakrat Estukyan konuşuyor: Tek talebimiz eşit vatandaş olmak" başlığıyla paylaşmıştı.
Çakır, birçok paylaşımında Türkiye'de yaşayan Ermenilerin maddi kültürel örneklerinin yok edildiğini iddia ediyor. 44 Günlük Vatan Savaşı sırasında sadece "Agos" gazetesinde çalışan Ermeni yanlısı gazeteci Arzu Geybulla'nın yayına davet edildiğini de unutmamamız gerekiyor.
Ayrıca, medya kuruluşu programlarına uzman olarak Ermeni yanlısı gazeteciler Levent Gültekin, Fehim Taştekin, Aydın Sezer ve analistler Fatih Ceylan ve Gönül Tolu'yu davet ediyor. Son üç isimse bizlere eski Azerbaycan'ın Türkiye Büyükelçisi'ne karşı yürütülen karalama kampanyasından tanıdık geliyor.

Azerbaycan hakkında birçok taraflı makale yazan sitenin yazarı Emir Berke Yaşar'ın (2006 doğumlu) röportaj yaptığı kişileri analiz ettiğimizde, kimlerden etkilendiği açıkça görülüyor.

Bu gazeteci şimdiye kadar FETÖ'nün medya ekibinin önde gelen isimlerinden Nazlı Ilıcak, şu anda yurt dışında yaşayan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş ve Azerbaycan hakkında herzaman taraflı tutum sergileyen Hüseyin Çelik gibi isimlerle röportaj yapmış.
Ayrıca, Emir Berke Yaşar'ın 12 Temmuz 2026'da Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Rus ordusundan kaçan ve şu anda Ermenistan'a sığınan 4 askerle röportaj yapması da dikkat çekicidir. Geçen yıl sözde "Ermeni soykırımı"nın "anım günü"nde taziye mesajı paylaşmış ve daha öncesindeyse "demokrasi istiyoruz, Ermeni kimliğinin hakaret olarak algılanmasını değil" diyen bir paylaşım yapmıştı.
Ruşen Çakır'ın FETÖ üyelerini savunması ve sitenin yazarları arasında Taner Akçam, Levent Baştürk ve Recep Karagöz gibi isimlerin köşe yazarları arasında yer alması, meya kuruluşunun tutumunu açıkça yansıtmaktadır.
Tüm bu gerçekler ve kronolojik olarak yaptığımız analizler, "Medyascope" ve yönetiminin faaliyet yönlerinin tesadüfi olmadığını açıkça göstermektedir. Batı fonlarından alınan milyonlarca hibe, Türkiye ve Azerbaycan'ın ulusal çıkarlarına aykırı çevrelerle yakın işbirliği ve marjinalleştirilmiş bireylere alan açma bu medya platformunun asıl misyonunun ne olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu nedenle, Azerbaycan'a karşı yasadışı eylemlerde bulunan ve devlet karşıtı faaliyetler yürüten unsurların "Medyascope" platformunda "konuk" olarak yer alması ve asılsız iddialarının yayılması tamamen mantıklı ve beklenen bir adımdır. Bu tür platformlar, yabancı siparişler ve finansal kaynaklar aracılığıyla devlete karşı yürütülen karalama kampanyalarının başlıca uygulama araçları olarak işlev görmektedir.